Ţā-Sīn-Mīm  | 028001.Tâ-Sîn-Mîm.1 | طَا-سِين-مِيم |
Tilka 'Āyātu Al-Kitābi Al-Mubīni  | 028002.Bunlar apaçık Kitabın âyetleridir. | تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ |
Natlū `Alayka Min Naba'i Mūsá Wa Fir`awna Bil-Ĥaqqi Liqawmin Yu'uminūna  | 028003.İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavunun haberlerinden bir kısmınısana gerçek olarak anlatacağız. | نَتْلُو عَلَيْكَ مِنْ نَبَإِ مُوسَى وَفِرْعَوْنَ بِالْحَقِّ لِقَوْم ٍ يُؤْمِنُونَ |
'Inna Fir`awna `Alā Fī Al-'Arđi Wa Ja`ala 'Ahlahā Shiya`āan Yastađ`ifu Ţā'ifatan Minhum Yudhabbiĥu 'Abnā'ahum Wa Yastaĥyī Nisā'ahum 'Innahu Kāna Mina Al-Mufsidīna  | 028004.Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve orahalkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarınıboğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o bozgunculardandı. | إِنَّ فِرْعَوْنَ عَلاَ فِي الأَرْضِ وَجَعَلَ أَهْلَهَا شِيَعا ً يَسْتَضْعِفُ طَائِفَة ً مِنْهُمْ يُذَبِّحُ أَبْنَاءَهُمْ وَيَسْتَحْيِي نِسَاءَهُمْ إِنَّه ُُ كَانَ مِنَ الْمُفْسِدِينَ |
Wa Nurīdu 'An Namunna `Alá Al-Ladhīna Astuđ`ifū Fī Al-'Arđi Wa Naj`alahum 'A'immatan Wa Naj`alahumu Al-Wārithīna  | 028005.Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım,onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. | وَنُرِيدُ أَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الأَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ أَئِمَّة ً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِثِينَ |
Wa Numakkina Lahum Fī Al-'Arđi Wa Nuriya Fir`awna Wa Hāmāna Wa Junūdahumā Minhum Mā Kānū Yaĥdharūna  | 028006.Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavuna, Hâmâna veordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. | وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِي الأَرْضِ وَنُرِيَ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُمْ مَا كَانُوا يَحْذَرُونَ |
Wa 'Awĥaynā 'Ilá 'Ummi Mūsá 'An 'Arđi`īhi Fa'idhā Khifti `Alayhi Fa'alqīhi Fī Al-Yammi Wa Lā Takhāfī Wa Lā Taĥzanī 'Innā Rāddūhu 'Ilayki Wa Jā`ilūhu Mina Al-Mursalīna  | 028007.Mûsânın annesine, Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğunzaman onu denize (Nile) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sanadöndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız diye ilham ettik. | وَأَوْحَيْنَا إِلَى أُمِّ مُوسَى أَنْ أَرْضِعِيه ِِ فَإِذَا خِفْتِ عَلَيْهِ فَأَلْقِيه ِِ فِي الْيَمِّ وَلاَ تَخَافِي وَلاَ تَحْزَنِي إِنَّا رَادُّوهُ~ُ إِلَيْكِ وَجَاعِلُوه ُُ مِنَ الْمُرْسَلِينَ |
Fāltaqaţahu 'Ālu Fir`awna Liyakūna Lahum `Adūwāan Wa Ĥazanāan 'Inna Fir`awna Wa Hāmāna Wa Junūdahumā Kānū Khāţi'īna  | 028008.Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olano çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerlerihata yapıyorlardı. | فَالْتَقَطَهُ آلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوّا ً وَحَزَنا ً إِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا خَاطِئِينَ |
Wa Qālat Amra'atu Fir`awna Qurratu `Aynin Lī Wa Laka Lā Taqtulūhu `Asá 'An Yanfa`anā 'Aw Nattakhidhahu Waladāan Wa Hum Lā Yash`urūna  | 028009.Firavunun karısı şöyle dedi: Bana da, sana da göz aydınlığı (birçocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlatediniriz. Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi. | وَقَالَتْ امْرَأَةُ فِرْعَوْنَ قُرَّةُ عَيْن ٍ لِي وَلَكَ لاَ تَقْتُلُوه ُُ عَسَى أَنْ يَنفَعَنَا أَوْ نَتَّخِذَه ُُ وَلَدا ً وَهُمْ لاَ يَشْعُرُونَ |
Wa 'Aşbaĥa Fu'uādu 'Ummi Mūsá Fārighāan 'In Kādat Latubdī Bihi Lawlā 'An Rabaţnā `Alá Qalbihā Litakūna Mina Al-Mu'uminīna  | 028010.Mûsânın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgilisözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunuaçıklayacaktı. | وَأَصْبَحَ فُؤَادُ أُمِّ مُوسَى فَارِغا ً إِنْ كَادَتْ لَتُبْدِي بِه ِِ لَوْلاَ أَنْ رَبَطْنَا عَلَى قَلْبِهَا لِتَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ |
Wa Qālat Li'khtihi Quşşīhi Fabaşurat Bihi `An Junubin Wa Hum Lā Yash`urūna  | 028011.Annesi, Mûsânın kız kardeşine, Onu takip et dedi. O da Mûsâyı,onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. | وَقَالَتْ لِأخْتِه ِِ قُصِّيه ِِ فَبَصُرَتْ بِه ِِ عَنْ جُنُب ٍ وَهُمْ لاَ يَشْعُرُونَ |
Wa Ĥarramnā `Alayhi Al-Marāđi`a Min Qablu Faqālat Hal 'Adullukum `Alá 'Ahli Baytin Yakfulūnahu Lakum Wa Hum Lahu Nāşiĥūna  | 028012.Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Kızkardeşi, Size onun bakımını, sizin adınıza üslenecek ve ona içtenlik veşefkatle davranacak bir aile göstereyim mi? dedi. | وَحَرَّمْنَا عَلَيْهِ الْمَرَاضِعَ مِنْ قَبْلُ فَقَالَتْ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى أَهْلِ بَيْت ٍ يَكْفُلُونَه ُُ لَكُمْ وَهُمْ لَه ُُ نَاصِحُونَ |
Faradadnāhu 'Ilá 'Ummihi Kay Taqarra `Aynuhā Wa Lā Taĥzana Wa Lita`lama 'Anna Wa`da Allāhi Ĥaqqun Wa Lakinna 'Aktharahum Lā Ya`lamūna  | 028013.Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allahın vadininhak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pekçoğu bunu bilmezler. | فَرَدَدْنَاهُ~ُ إِلَى أُمِّه ِِ كَيْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلاَ تَحْزَنَ وَلِتَعْلَمَ أَنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقّ ٌ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ |
Wa Lammā Balagha 'Ashuddahu Wa Astawá 'Ātaynāhu Ĥukmāan Wa `Ilmāan Wa Kadhalika Najzī Al-Muĥsinīna  | 028014.Mûsâ olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca biz ona ilim ve hikmetverdik. Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız. | وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّه ُُ وَاسْتَوَى آتَيْنَاه ُُ حُكْما ً وَعِلْما ً وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ |
Wa Dakhala Al-Madīnata `Alá Ĥīni Ghaflatin Min 'Ahlihā Fawajada Fīhā Rajulayni Yaqtatilāni Hādhā Min Shī`atihi Wa Hadhā Min `Adūwihi Fāstaghāthahu Al-Ladhī Min Shī`atihi `Alá Al-Ladhī Min `Adūwihi Fawakazahu Mūsá Faqađá `Alayhi Qāla Hādhā Min `Amali Ash-Shayţāni 'Innahu `Adūwun Muđillun Mubīnun  | 028015.Mûsâ halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kenditarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kenditarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona biryumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, Bu şeytanın işidir. O gerçekten apaçıkbir saptırıcı düşmandır dedi.2 | وَدَخَلَ الْمَدِينَةَ عَلَى حِينِ غَفْلَة ٍ مِنْ أَهْلِهَا فَوَجَدَ فِيهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلاَنِ هَذَا مِنْ شِيعَتِه ِِ وَهَذَا مِنْ عَدُوِّه ِِ فَاسْتَغَاثَهُ الَّذِي مِنْ شِيعَتِه ِِ عَلَى الَّذِي مِنْ عَدُوِّه ِِ فَوَكَزَه ُُ مُوسَى فَقَضَى عَلَيْهِ قَالَ هَذَا مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ إِنَّه ُُ عَدُوّ ٌ مُضِلّ ٌ مُبِين ٌ |
Qāla Rabbi 'Innī Žalamtu Nafsī Fāghfir Lī Faghafara Lahu 'Innahu Huwa Al-Ghafūru Ar-Raĥīmu  | 028016.Mûsâ, Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet dedi. Allahda onu affetti. Şüphesiz o, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | قَالَ رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَغَفَرَ لَهُ~ُ إِنَّه ُُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ |
Qāla Rabbi Bimā 'An`amta `Alayya Falan 'Akūna Žahīrāan Lilmujrimīna  | 028017.Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım dedi. | قَالَ رَبِّ بِمَا أَنْعَمْتَ عَلَيَّ فَلَنْ أَكُونَ ظَهِيرا ً لِلْمُجْرِمِينَ |
Fa'aşbaĥa Fī Al-Madīnati Khā'ifāan Yataraqqabu Fa'idhā Al-Ladhī Astanşarahu Bil-'Amsi Yastaşrikhuhu Qāla Lahu Mūsá 'Innaka Laghawīyun Mubīnun  | 028018.Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dünkendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Mûsâda ona, Belli ki sen azgın bir kimsesin dedi. | فَأَصْبَحَ فِي الْمَدِينَةِ خَائِفا ً يَتَرَقَّبُ فَإِذَا الَّذِي اسْتَنصَرَه ُُ بِالأَمْسِ يَسْتَصْرِخُه ُُ قَالَ لَه ُُ مُوسَى إِنَّكَ لَغَوِيّ ٌ مُبِين ٌ |
Falammā 'An 'Arāda 'An Yabţisha Bial-Ladhī Huwa `Adūwun Lahumā Qāla Yā Mūsá 'Aturīdu 'An Taqtulanī Kamā Qatalta Nafsāan Bil-'Amsi 'In Turīdu 'Illā 'An Takūna Jabbārāan Fī Al-'Arđi Wa Mā Turīdu 'An Takūna Mina Al-Muşliĥīna  | 028019.Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, EyMûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Senancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmakistemiyorsun dedi. | فَلَمَّا أَنْ أَرَادَ أَنْ يَبْطِشَ بِالَّذِي هُوَ عَدُوّ ٌ لَهُمَا قَالَ يَامُوسَى أَتُرِيدُ أَنْ تَقْتُلَنِي كَمَا قَتَلْتَ نَفْسا ً بِالأَمْسِ إِنْ تُرِيدُ إِلاَّ أَنْ تَكُونَ جَبَّارا ً فِي الأَرْضِ وَمَا تُرِيدُ أَنْ تَكُونَ مِنَ الْمُصْلِحِينَ |
Wa Jā'a Rajulun Min 'Aqşá Al-Madīnati Yas`á Qāla Yā Mūsá 'Inna Al-Mala'a Ya'tamirūna Bika Liyaqtulūka Fākhruj 'Innī Laka Mina An-Nāşiĥīna  | 028020.Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. Ey Mûsâ! İleri gelenlerseni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemençık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim dedi. | وَجَاءَ رَجُل ٌ مِنْ أَقْصَى الْمَدِينَةِ يَسْعَى قَالَ يَامُوسَى إِنَّ الْمَلَأَ يَأْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ فَاخْرُجْ إِنِّي لَكَ مِنَ النَّاصِحِينَ |
Fakharaja Minhā Khā'ifāan Yataraqqabu Qāla Rabbi Najjinī Mina Al-Qawmi Až-Žālimīna  | 028021.Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve Ey Rabbim!Beni bu zalim kavimden kurtar dedi. | فَخَرَجَ مِنْهَا خَائِفا ً يَتَرَقَّبُ قَالَ رَبِّ نَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ |
Wa Lammā Tawajjaha Tilqā'a Madyana Qāla `Asá Rabbī 'An Yahdiyanī Sawā'a As-Sabīl  | 028022.(Şehirden çıkıp) Medyene doğru yöneldiğinde, Umarım Rabbim beni doğru yolailetir dedi. | وَلَمَّا تَوَجَّه ََ تِلْقَاءَ مَدْيَنَ قَالَ عَسَى رَبِّي أَنْ يَهْدِيَنِي سَوَاءَ السَّبِيل |
Wa Lammā Warada Mā'a Madyana Wajada `Alayhi 'Ummatan Mina An-Nāsi Yasqūna Wa Wajada Min Dūnihimu Amra'tayni Tadhūdāni Qāla Mā Khaţbukumā Qālatā Lā Nasqī Ĥattá Yuşdira Ar-Ri`ā'u Wa 'Abūnā Shaykhun Kabīrun  | 028023.Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olanbazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak içinuğraşan iki kız gördü. Mûsâ onlara, (Koyunlarınızı burada tutmaktaki)maksadınız ne? dedi. Onlar, Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar bizkoyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır dediler. | وَلَمَّا وَرَدَ مَاءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ أُمَّة ً مِنَ النَّاسِ يَسْقُونَ وَوَجَدَ مِنْ دُونِهِمُ امْرَأتَيْنِ تَذُودَانِ قَالَ مَا خَطْبُكُمَا قَالَتَا لاَ نَسْقِي حَتَّى يُصْدِرَ الرِّعَاءُ وَأَبُونَا شَيْخ ٌ كَبِير ٌ |
Fasaqá Lahumā Thumma Tawallá 'Ilá Až-Žilli Faqāla Rabbi 'Innī Limā 'Anzalta 'Ilayya Min Khayrin Faqīrun  | 028024.Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. Sonra gölgeye çekilip,Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım dedi. | فَسَقَى لَهُمَا ثُمَّ تَوَلَّى إِلَى الظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ إِنِّي لِمَا أَنزَلْتَ إِلَيَّ مِنْ خَيْر ٍ فَقِير ٌ |
Fajā'at/hu 'Iĥdāhumā Tamshī `Alá Astiĥyā'in Qālat 'Inna 'Abī Yad`ūka Liyajziyaka 'Ajra Mā Saqayta Lanā Falammā Jā'ahu Wa Qaşşa `Alayhi Al-Qaşaşa Qāla Lā Takhaf Najawta Mina Al-Qawmi Až-Žālimīna  | 028025.Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, Bizim içinkoyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor dedi.Mûsâ onun (Şuaybın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb,Korkma o zalim kavimden kurtuldun dedi. | فَجَاءَتْهُ إِحْدَاهُمَا تَمْشِي عَلَى اسْتِحْيَاء ٍ قَالَتْ إِنَّ أَبِي يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ أَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَا فَلَمَّا جَاءَه ُُ وَقَصَّ عَلَيْهِ الْقَصَصَ قَالَ لاَ تَخَفْ نَجَوْتَ مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ |
Qālat 'Iĥdāhumā Yā 'Abati Asta'jirhu 'Inna Khayra Mani Asta'jarta Al-Qawīyu Al-'Amīnu  | 028026.Kızlardan biri, Babacığım, onu ücretle tut. Her hâlde ücretletuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktırdedi. | قَالَتْ إِحْدَاهُمَا يَاأَبَتِ اسْتَأْجِرْهُ إِنَّ خَيْرَ مَنِ اسْتَأْجَرْتَ الْقَوِيُّ الأَمِينُ |
Qāla 'Innī 'Urīdu 'An 'Unkiĥaka 'Iĥdá Abnatayya Hātayni `Alá 'An Ta'juranī Thamāniyata Ĥijajin Fa'in 'Atmamta `Ashrāan Famin `Indika Wa Mā 'Urīdu 'An 'Ashuqqa `Alayka Satajidunī 'In Shā'a Allāhu Mina Aş-Şāliĥīna  | 028027.Şuayb, Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisinisana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da sendenolur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salihkimselerden bulacaksın dedi. | قَالَ إِنِّي أُرِيدُ أَنْ أُنكِحَكَ إِحْدَى ابْنَتَيَّ هَاتَيْنِ عَلَى أَنْ تَأْجُرَنِي ثَمَانِيَةَ حِجَج ٍ فَإِنْ أَتْمَمْتَ عَشْرا ً فَمِنْ عِنْدِكَ وَمَا أُرِيدُ أَنْ أَشُقَّ عَلَيْكَ سَتَجِدُنِي إِنْ شَاءَ اللَّهُ مِنَ الصَّالِحِينَ |
Qāla Dhālika Baynī Wa Baynaka 'Ayyamā Al-'Ajalayni Qađaytu Falā `Udwāna `Alayya Wa Allāhu `Alá Mā Naqūlu Wa Kīlun  | 028028.Mûsâ şöyle dedi: Bu seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisinitamamlarsam bana bir husûmet yok. Allah söylediklerimize vekildir. | قَالَ ذَلِكَ بَيْنِي وَبَيْنَكَ أَيَّمَا الأَجَلَيْنِ قَضَيْتُ فَلاَ عُدْوَانَ عَلَيَّ وَاللَّهُ عَلَى مَا نَقُولُ وَكِيل ٌ |
Falammā Qađá Mūsá Al-'Ajala Wa Sāra Bi'ahlihi 'Ānasa Min Jānibi Aţ-Ţūri Nārāan Qāla Li'hlihi Amkuthū 'Innī 'Ānastu Nārāan La`allī 'Ātīkum Minhā Bikhabarin 'Aw Jadhwatin Mina An-Nāri La`allakum Taşţalūna  | 028029.Mûsâ süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş görmüş veailesine, Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarımoradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririmdedi. | فَلَمَّا قَضَى مُوسَى الأَجَلَ وَسَارَ بِأَهْلِهِ آنَسَ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ نَارا ً قَالَ لِأهْلِهِ امْكُثُوا إِنِّي آنَسْتُ نَارا ً لَعَلِّي آتِيكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ جَذْوَة ٍ مِنَ النَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ |
Falammā 'Atāhā Nūdī Min Shāţi'i Al-Wādī Al-'Aymani Fī Al-Buq`ati Al-Mubārakati Mina Ash-Shajarati 'An Yā Mūsá 'Innī 'Anā Allāhu Rabbu Al-`Ālamīna  | 028030.Mûsâ, ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındakiağaçtan şöyle seslenildi: Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerinRabbi olan Allahım. | فَلَمَّا أَتَاهَا نُودِي مِنْ شَاطِئِ الْوَادِي الأَيْمَنِ فِي الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ أَنْ يَامُوسَى إِنِّي أَنَا اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ |
Wa 'An 'Alqi `Aşāka Falammā Ra'āhā Tahtazzu Ka'annahā Jānnun Wallá Mudbirāan Wa Lam Yu`aqqib Yā Mūsá 'Aqbil Wa Lā Takhaf 'Innaka Mina Al-'Āminīna  | 028031.Değneğini (yere) at. (Mûsâ değneğini attı). Onu bir yılanmış gibisüratle hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu seferşöyle seslenildi:) Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikteolanlardansın. | وَأَنْ أَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَآهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَانّ ٌ وَلَّى مُدْبِرا ً وَلَمْ يُعَقِّبْ يَامُوسَى أَقْبِلْ وَلاَ تَخَفْ إِنَّكَ مِنَ الآمِنِينَ |
Asluk Yadaka Fī Jaybika Takhruj Bayđā'a Min Ghayri Sū'in Wa Ađmum 'Ilayka Janāĥaka Mina Ar-Rahbi Fadhānika Burhānāni Min Rabbika 'Ilá Fir`awna Wa Mala'ihi 'Innahum Kānū Qawmāan Fāsiqīna  | 028032.Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyleolmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek(toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermeniçin) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık birkavimdirler. | اسْلُكْ يَدَكَ فِي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاءَ مِنْ غَيْرِ سُوء ٍ وَاضْمُمْ إِلَيْكَ جَنَاحَكَ مِنَ الرَّهْبِ فَذَانِكَ بُرْهَانَانِ مِنْ رَبِّكَ إِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ~ِ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْما ً فَاسِقِينَ |
Qāla Rabbi 'Innī Qataltu Minhum Nafsāan Fa'akhāfu 'An Yaqtulūni  | 028033.Mûsâ, şöyle dedi: Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm.Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum. | قَالَ رَبِّ إِنِّي قَتَلْتُ مِنْهُمْ نَفْسا ً فَأَخَافُ أَنْ يَقْتُلُونِ |
Wa 'Akhī Hārūnu Huwa 'Afşaĥu Minnī Lisānāan Fa'arsilhu Ma`iya Rid'āan Yuşaddiqunī 'Innī 'Akhāfu 'An Yukadhdhibūni  | 028034.Kardeşim Hârûnun dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimlebirlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onlarınbeni yalanlamalarından korkuyorum. | وَأَخِي هَارُونُ هُوَ أَفْصَحُ مِنِّي لِسَانا ً فَأَرْسِلْهُ مَعِيَ رِدْءا ً يُصَدِّقُنِي إِنِّي أَخَافُ أَنْ يُكَذِّبُونِ |
Qāla Sanashuddu `Ađudaka Bi'akhīka Wa Naj`alu Lakumā Sulţānāan Falā Yaşilūna 'Ilaykumā Bi'āyātinā 'Antumā Wa Mani Attaba`akumā Al-Ghālibūna  | 028035.Allah, Kardeşinle seni destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğizde âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz vesize uyanlar galip gelecek olanlardır dedi. | قَالَ سَنَشُدُّ عَضُدَكَ بِأَخِيكَ وَنَجْعَلُ لَكُمَا سُلْطَانا ً فَلاَ يَصِلُونَ إِلَيْكُمَا بِآيَاتِنَا أَنْتُمَا وَمَنِ اتَّبَعَكُمَا الْغَالِبُونَ |
Falammā Jā'ahum Mūsá Bi'āyātinā Bayyinātin Qālū Mā Hādhā 'Illā Siĥrun Muftaráan Wa Mā Sami`nā Bihadhā Fī 'Ābā'inā Al-'Awwalīna  | 028036.Mûsâ onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, Bu ancak uydurulmuşbir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığınıduymadık dediler. | فَلَمَّا جَاءَهُمْ مُوسَى بِآيَاتِنَا بَيِّنَات ٍ قَالُوا مَا هَذَا إِلاَّ سِحْر ٌ مُفْتَرى ً وَمَا سَمِعْنَا بِهَذَا فِي آبَائِنَا الأَوَّلِينَ |
Wa Qāla Mūsá Rabbī 'A`lamu Biman Jā'a Bil-Hudá Min `Indihi Wa Man Takūnu Lahu `Āqibatu Ad-Dāri 'Innahu Lā Yufliĥu Až-Žālimūna  | 028037.Mûsâ, Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel)sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimlerkurtuluşa eremezler dedi. | وَقَالَ مُوسَى رَبِّي أَعْلَمُ بِمَنْ جَاءَ بِالْهُدَى مِنْ عِنْدِه ِِ وَمَنْ تَكُونُ لَه ُُ عَاقِبَةُ الدَّارِ إِنَّهُ لاَ يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ |
Wa Qāla Fir`awnu Yā 'Ayyuhā Al-Mala'u Mā `Alimtu Lakum Min 'Ilahin Ghayrī Fa'awqid Lī Yā Hāmānu `Alá Aţ-Ţīni Fāj`al Lī Şarĥāan La`allī 'Aţţali`u 'Ilá 'Ilahi Mūsá Wa 'Innī La'ažunnuhu Mina Al-Kādhibīna  | 028038.Firavun, Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunubilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana birkule yap! Belki Mûsânın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onunmutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum dedi. | وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَاأَيُّهَا الْمَلَأُ مَا عَلِمْتُ لَكُمْ مِنْ إِلَه ٍٍ غَيْرِي فَأَوْقِدْ لِي يَاهَامَانُ عَلَى الطِّينِ فَاجْعَل لِي صَرْحا ً لَعَلِّي أَطَّلِعُ إِلَى إِلَه ِِ مُوسَى وَإِنِّي لَأَظُنُّه ُُ مِنَ الْكَاذِبِينَ |
Wa Astakbara Huwa Wa Junūduhu Fī Al-'Arđi Bighayri Al-Ĥaqqi Wa Žannū 'Annahum 'Ilaynā Lā Yurja`ūna  | 028039.O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçektenbize döndürülmeyeceklerini sandılar. | وَاسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُه ُُ فِي الأَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَظَنُّوا أَنَّهُمْ إِلَيْنَا لاَ يُرْجَعُونَ |
Fa'akhadhnāhu Wa Junūdahu Fanabadhnāhum Fī Al-Yammi Fānžur Kayfa Kāna `Āqibatu Až-Žālimīna  | 028040.Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Oradaboğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! | فَأَخَذْنَاه ُُ وَجُنُودَه ُُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِمِينَ |
Wa Ja`alnāhum 'A'immatan Yad`ūna 'Ilá An-Nāri Wa Yawma Al-Qiyāmati Lā Yunşarūna  | 028041.Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerineyardım edilmeyecektir. | وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّة ً يَدْعُونَ إِلَى النَّارِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ لاَ يُنصَرُونَ |
Wa 'Atba`nāhum Fī Hadhihi Ad-Dunyā La`natan Wa Yawma Al-Qiyāmati Hum Mina Al-Maqbūĥīna  | 028042.Bu dünyada onları lanete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrençkılınmış kimselerden olacaklardır. | وَأَتْبَعْنَاهُمْ فِي هَذِهِ الدُّنْيَا لَعْنَة ً وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ هُمْ مِنَ الْمَقْبُوحِينَ |
Wa Laqad 'Ātaynā Mūsá Al-Kitāba Min Ba`di Mā 'Ahlaknā Al-Qurūna Al-'Ūlá Başā'ira Lilnnāsi Wa Hudáan Wa Raĥmatan La`allahum Yatadhakkarūna  | 028043.Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâya -düşünüp ibretalsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayetrehberi, bir rahmet olarak Kitabı (Tevratı) verdik. | وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ مِنْ بَعْدِ مَا أَهْلَكْنَا الْقُرُونَ الأُولَى بَصَائِرَ لِلنَّاسِ وَهُدى ً وَرَحْمَة ً لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ |
Wa Mā Kunta Bijānibi Al-Gharbīyi 'Idh Qađaynā 'Ilá Mūsá Al-'Amra Wa Mā Kunta Mina Ash-Shāhidīn  | 028044.Ey Muhammed! Mûsâya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafındadeğildin. (O olayı) görenlerden de değildin.4 | وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ الْغَرْبِيِّ إِذْ قَضَيْنَا إِلَى مُوسَى الأَمْرَ وَمَا كُنتَ مِنَ الشَّاهِدِين |
Wa Lakinnā 'Ansha'nā Qurūnāan Fataţāwala `Alayhimu Al-`Umuru Wa Mā Kunta Thāwīāan Fī 'Ahli Madyana Tatlū `Alayhim 'Āyātinā Wa Lakinnā Kunnā Mursilīna  | 028045.Fakat biz (Mûsâdan sonra) birçok nesiller meydana getirdik.Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyordeğildin, âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz(bu haberi) göndereniz. | وَلَكِنَّا أَنشَأْنَا قُرُونا ً فَتَطَاوَلَ عَلَيْهِمُ الْعُمُرُ وَمَا كُنتَ ثَاوِيا ً فِي أَهْلِ مَدْيَنَ تَتْلُوا عَلَيْهِمْ آيَاتِنَا وَلَكِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ |
Wa Mā Kunta Bijānibi Aţ-Ţūri 'Idh Nādaynā Wa Lakin Raĥmatan Min Rabbika Litundhira Qawmāan Mā 'Atāhum Min Nadhīrin Min Qablika La`allahum Yatadhakkarūna  | 028046.Yine biz (Mûsâya) seslendiğimiz zaman Tûrun yan tarafında dadeğildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerinehiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için(o haberleri) sana bildiriyoruz. | وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ الطُّورِ إِذْ نَادَيْنَا وَلَكِنْ رَحْمَة ً مِنْ رَبِّكَ لِتُنذِرَ قَوْما ً مَا أَتَاهُمْ مِنْ نَذِير ٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ |
Wa Lawlā 'An Tuşībahum Muşībatun Bimā Qaddamat 'Aydīhim Fayaqūlū Rabbanā Lawlā 'Arsalta 'Ilaynā Rasūlāan Fanattabi`a 'Āyātika Wa Nakūna Mina Al-Mu'uminīna  | 028047.Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, EyRabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık vemüminlerden olsaydık diyecek olmasalardı, seni peygamber olarakgöndermezdik. | وَلَوْلاَ أَنْ تُصِيبَهُمْ مُصِيبَة ٌ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَيَقُولُوا رَبَّنَا لَوْلاَ أَرْسَلْتَ إِلَيْنَا رَسُولا ً فَنَتَّبِعَ آيَاتِكَ وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ |
Falammā Jā'ahumu Al-Ĥaqqu Min `Indinā Qālū Lawlā 'Ūtiya Mithla Mā 'Ūtiya Mūsá 'Awalam Yakfurū Bimā 'Ūtiya Mūsá Min Qablu Qālū Siĥrāni Tažāharā Wa Qālū 'Innā Bikullin Kāfirūna  | 028048.Onlara katımızdan gerçek gelince, Mûsâya verilen (mucize)lerinbenzeri niçin buna da verilmedi dediler. Onlar daha önce Mûsâya verilen(mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar, İki sihirbaz birbirlerinedestek oluyor dediler. Biz hepsini inkar ediyoruz dediler. | فَلَمَّا جَاءَهُمُ الْحَقُّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُوا لَوْلاَ أُوتِيَ مِثْلَ مَا أُوتِيَ مُوسَى أَوَلَمْ يَكْفُرُوا بِمَا أُوتِيَ مُوسَى مِنْ قَبْلُ قَالُوا سِحْرَانِ تَظَاهَرَا وَقَالُوا إِنَّا بِكُلّ ٍ كَافِرُونَ |
Qul Fa'tū Bikitābin Min `Indi Allāhi Huwa 'Ahdá Minhumā 'Attabi`hu 'In Kuntum Şādiqīna  | 028049.De ki: Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya buikisinden (Tevrat ve Kurandan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de,ben ona uyayım. | قُلْ فَأْتُوا بِكِتَاب ٍ مِنْ عِنْدِ اللَّهِ هُوَ أَهْدَى مِنْهُمَا أَتَّبِعْهُ إِنْ كُنتُمْ صَادِقِينَ |
Fa'in Lam Yastajībū Laka Fā`lam 'Annamā Yattabi`ūna 'Ahwā'ahum Wa Man 'Ađallu Mimmani Attaba`a Hawāhu Bighayri Hudáan Mina Allāhi 'Inna Allāha Lā Yahdī Al-Qawma Až-Žālimīna  | 028050.Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse bil ki onlar sadece kendinefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allahtan bir yol göstermeolmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allahzalimler toplumunu doğruya iletmez. | فَإِنْ لَمْ يَسْتَجِيبُوا لَكَ فَاعْلَمْ أَنَّمَا يَتَّبِعُونَ أَهْوَاءَهُمْ وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّنِ اتَّبَعَ هَوَاه ُُ بِغَيْرِ هُدى ً مِنَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ |
Wa Laqad Waşşalnā Lahumu Al-Qawla La`allahum Yatadhakkarūna  | 028051.Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kuran âyetlerini) onlara peşpeşeulaştırdık. | وَلَقَدْ وَصَّلْنَا لَهُمُ الْقَوْلَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ |
Al-Ladhīna 'Ātaynāhumu Al-Kitāba Min Qablihi Hum Bihi Yu'uminūna  | 028052.Bu Kurandan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, işte onlarona da inanırlar. | الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِه ِِ هُمْ بِه ِِ يُؤْمِنُونَ |
Wa 'Idhā Yutlá `Alayhim Qālū 'Āmannā Bihi 'Innahu Al-Ĥaqqu Min Rabbinā 'Innā Kunnā Min Qablihi Muslimīna  | 028053.Kuran kendilerine okunduğu zaman, Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizdengelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık derler. | وَإِذَا يُتْلَى عَلَيْهِمْ قَالُوا آمَنَّا بِهِ~ِ إِنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلِه ِِ مُسْلِمِينَ |
'Ūlā'ika Yu'utawna 'Ajrahum Marratayni Bimā Şabarū Wa Yadra'ūna Bil-Ĥasanati As-Sayyi'ata Wa Mimmā Razaqnāhum Yunfiqūna  | 028054.İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızıkolarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında,mükafatları kendilerine iki kez verilecektir. | أُوْلَائِكَ يُؤْتَوْنَ أَجْرَهُمْ مَرَّتَيْنِ بِمَا صَبَرُوا وَيَدْرَءُونَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ |
Wa 'Idhā Sami`ū Al-Laghwa 'A`rađū `Anhu Wa Qālū Lanā 'A`mālunā Wa Lakum 'A`mālukum Salāmun `Alaykum Lā Nabtaghī Al-Jāhilīna  | 028055.Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, Bizim işlerimizbize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarargelmez). Biz cahilleri istemeyiz derler. | وَإِذَا سَمِعُوا اللَّغْوَ أَعْرَضُوا عَنْهُ وَقَالُوا لَنَا أَعْمَالُنَا وَلَكُمْ أَعْمَالُكُمْ سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ لاَ نَبْتَغِي الْجَاهِلِينَ |
'Innaka Lā Tahdī Man 'Aĥbabta Wa Lakinna Allāha Yahdī Man Yashā'u Wa Huwa 'A`lamu Bil-Muhtadīna  | 028056.Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah,dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O doğru yola gelecekleri daha iyibilir. | إِنَّكَ لاَ تَهْدِي مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَكِنَّ اللَّهَ يَهْدِي مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ |
Wa Qālū 'In Nattabi`i Al-Hudá Ma`aka Nutakhaţţaf Min 'Arđinā 'Awalam Numakkin Lahum Ĥaramāan 'Āmināan Yujbá 'Ilayhi Thamarātu Kulli Shay'in Rizqāan Min Ladunnā Wa Lakinna 'Aktharahum Lā Ya`lamūna  | 028057.Onlar, Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdankoparılıp çıkarılırız dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak,her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenliklibir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. | وَقَالُوا إِنْ نَتَّبِعِ الْهُدَى مَعَكَ نُتَخَطَّفْ مِنْ أَرْضِنَا أَوَلَمْ نُمَكِّنْ لَهُمْ حَرَما ً آمِنا ً يُجْبَى إِلَيْهِ ثَمَرَاتُ كُلِّ شَيْء ٍ رِزْقا ً مِنْ لَدُنَّا وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ |
Wa Kam 'Ahlaknā Min Qaryatin Baţirat Ma`īshatahā Fatilka Masākinuhum Lam Tuskan Min Ba`dihim 'Illā Qalīlāan Wa Kunnā Naĥnu Al-Wārithīna  | 028058.Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir.İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara)biz varis olduk, biz. | وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَة ٍ بَطِرَتْ مَعِيشَتَهَا فَتِلْكَ مَسَاكِنُهُمْ لَمْ تُسْكَنْ مِنْ بَعْدِهِمْ إِلاَّ قَلِيلا ً وَكُنَّا نَحْنُ الْوَارِثِينَ |
Wa Mā Kāna Rabbuka Muhlika Al-Qurá Ĥattá Yab`atha Fī 'Ummihā Rasūlāan Yatlū `Alayhim 'Āyātinā Wa Mā Kunnā Muhlikī Al-Qurá 'Illā Wa 'Ahluhā Žālimūna  | 028059.Rabbin, ülkelerin merkezî yerlerine, kendilerine âyetlerimizi okuyanbir peygamber göndermedikçe memleketleri helak edici değildir. Zaten biz,halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz. | وَمَا كَانَ رَبُّكَ مُهْلِكَ الْقُرَى حَتَّى يَبْعَثَ فِي أُمِّهَا رَسُولا ً يَتْلُوا عَلَيْهِمْ آيَاتِنَا وَمَا كُنَّا مُهْلِكِي الْقُرَى إِلاَّ وَأَهْلُهَا ظَالِمُونَ |
Wa Mā 'Ūtītum Min Shay'in Famatā`u Al-Ĥayāati Ad-Dunyā Wa Zīnatuhā Wa Mā `Inda Allāhi Khayrun Wa 'Abqá 'Afalā Ta`qilūna  | 028060.(Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür.Allahın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ aklınızı kullanmıyormusunuz? | وَمَا أُوتِيتُمْ مِنْ شَيْء ٍ فَمَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَزِينَتُهَا وَمَا عِ |